26 Ocak 2009 Pazartesi

Bu da bana kapak olsun bari

Bir şey söylemem gerekiyor gerçekten. Üç kere "batata" dediğinizde kendinizi bir battaniye ve bir zımbayla uçsuz bucaksız takvim tarlalarında bulacaksınız. Sihirli sonsuz takvim tarlası. Ama deneyip de olmazsa benim problemim değil çünkü muhtemelen yeterince inanmadığınız içindir. Bence isterseniz olur ama istemezseniz de olmaz belki istemezseniz de olur. Ya da onun gibi bir şey. Hasta oluyorum ben. Eklem ağrıları tarlasındayım şahsen. Bana soran gözlerle bakan Igor.. Biliyorum anlamıyorsun zorlama, ben de anlamıyorum zaten.. Kabuklu deniz hayvanları sizi kim olduğunuz için seviyorum. Ve kestaneler size değil sizinle gülüyorum. Hepinize iyi akşamlar..

25 Ocak 2009 Pazar

Biyografimi yazmaya karar verdim buraya. Sivi.

1991'in sonunda doğdum. Sonra büyüdüm biraz. Anaokulundaydım, benden bi kafa uzun bir kız vardı, kendimi küçük hissedderdim. Sonra anaokulunda ilk aşkımı buldum. Adıysa bir pavyon şarkıcısınınkiyle aynıydı; Görkem. Görkem okuldaki en uzun erkekti, o yüzden onunla üsküdara gider iken aldıda bir yağmur dansında eşleştirilmiştik. Sene 1998. Ah ah rezil oluyordum yahu, dans boyunca bir şehvet bir şehvet... Yıllar geçti Görkem unutuldu, sonra yine büyüdüm, geldim 4. sınıfa. Hayat bilgisi dersindeydik galiba lan, uyuz bi spor hocası geldi dediki kız basketbol takımı kurmak istiyoruz kimler katılır. Benim problemim ne? Hala çözemedik onu. Her neyse. O zamanki deli ben atıldı; ben, ben! Evet, düz yolda koşarken emekleyen bir bebekle kafa kafaya yarışı bitirebilecek ben! Koşmayı anneannesinden "Ayaklarını popona vurarak koş yavrum." olarak öğrenmiş ben. Basket göbek adımdı yahu. Yada kısa hevesler adamıydı göbek adım, hatırlayamadım şimdi... Şaka gibi bir antrenörümüz vardı. Bir de özel okulumun şımarık kızlarından basket takımına girmiş olanları. Korkunçtu lan hepsi, sözde kızlardı ama içlerinde canavar vardı, cv'de yalan olmaz ki. Hadi devamı da yarın olsun.

Ciddiyet!

Dünyanın ciddiyeti bende birikti toplandı lan. Resmen. dünyatersinedönüyorlanheralde. dahadönmüyorsadaherandönebilirbakdemedidemebigariplikvarbuiştetövbestafırla.
...ibig royikeç enirelçi ineb irelkiled kebög arak

Alttaki post bok gibi olduğu için bu Toot herkesi fiti fitilesin


Patatesli Gözleme

Höböböb. Evdeyim tatilin ikinci günü sevgili izleyici..Ve tahmin edelim ne olduğunu. Aklımı kaçırdım. Evden 2 günden fazla hiç çıkmadan durursan kendinde ciddi değişimler gözlemleyebiliyoruz. En azından ben gözlemleyebiliyorum bu benden de kaynaklanıyor olabilir. Peki ne gibi değişimler bakın dönüşüm değil sabah bir terlik olarak uyanmıyorum ama aynı pijamayla günlerce dolaşmak sürekli hazır yemekler yemek saçlarımın ölmesi gözlerimin boş bakması kalp atım hızımın giderek yavaşlaması film ardına film izlemek filmlerde ağlamak karakterleriyle konuşmak vs.. Gerçekten hiç sevimli değil biliyorum.. Ama bu sefer bunun olmasına izin vermeyeceğim. En azından dayanbileceğim kadar. Zaten süper iki haftalık tatilde kesinlikle ders çalışmak zorundayım ve elimde bir programım bile var ve şöyle diyebilirim ki her şey bir programla başlar ve hatta iyi bir progamsa biter. Programofobili bir insan olarak uymayı reddetsem de kendimi zorlamalıyım ki birinci dönemde elde ettiğim üstün başarı ikinci döneme de bulaşmasın. Bu süper azimli otoportrem alayınızı alayınızdan alsın. Kısaca over the hills and far away..

18 Ocak 2009 Pazar

Penguen mi

O da nesi o kadar saçma ki.. Aa ben hipotermiden ölmüş bir penguenim derdim eğer hipotermiden ölmüş ve kudurmuş bir maymun olmasaydım.. Çok mantıklı değil mi? Ben de öyle düşünmüştüm zaten. Bozuk ojelerim için yorum yapmazsanız sevinirim ama yaparsanız da canınız sağolsun. Çok ergen günler geçirirken Anders'e selam söylüyorum Lizaveta sana da aynen öyle yapıyorum mantı yemekte olmasaydın sesli de söylerdim bunu sen de biliyorsun. O kadar sıkıldım ki oturuyorum. Tam bir rezalet. Ow stay forever young bla bla bla diyerek süper yazıma son noktayı koyuyorum, şişko blog özle beni burnunda tütmek için ajandama baktım boş günlerimde burnuna gelicem muhtemelen salı akşamı ve pazar sabahı fena bir özlem duyucaksın ama merak etme çok vaktim yok sıkılınca tütmeyi zaten bırakırım. İdare et tamam mı zaten asabiyim ters bi hareket de yapmaya kalkma adam gibi özle burnunu koparırım yoksa. Poop rock.. Her neyse bi gitar solosu attım ve gidiyorum izleyici ve tabiki şişko blogcum. Hoşçakal nokta.

7 Ocak 2009 Çarşamba

Bu Bana Tartının Bir Oyunu

Evet öyle tartı benimle eğlendi benimle dalga geçti duygularımı incitti boşu boşuna dans ettirdi. Neyse ki tuzlu fıstıklarım var ayrıca saçım güzel evet güzel doğru duydunuz. Saat 2 itibariyle 3 günde 6 sınav olmuş durumdaydım bir kütük bile benden daha keskin bir zekaya sahiptir şu an. Demir işleyince falan ışıldıyor olabilir ama beyin için aynı şey geçerli mi şüpheliyim. Parti enimılz durumum yok kısmet olursa haftaya çarşamba kendime gelebilicem. Bunlar kısmet işi sonuçta kısmet mısmet kismet. Yeni arkadaşım var bitane. O bir baş ucu lambası ama üstüne çok gözümü alıyo diye paket geçirdim ev yanmasın diye de kafasına delikçikler açtım. Aslında beyaz ama içine ışık koyunca mor oluyo, yıl başı hediyesi paketiydi aslında ama içinde çıkan eldivenlerden çok onunla ilgilendim. Kocaman gülüyo ne muhteşem biri. Beni hiç kızdırmıyo adı da Anders ama kısaca Aha yazıyo üstünde. En iyi arkadaşım. Anders burdan öpüyorum seni her ne kadar şurdan öpebilecek olsam da. Halımın üstünde kek parçacıkları var atkım başka bi parfüm kokuyo, lenslerim batıyo, aynı şarkıyı dinlemekten sıkılmak üzereyim yarın iki sınavım var ve yeşil bir eşeğim yok ne de tarla farem.