13 Mart 2009 Cuma

Şuur

Evet bebeğim drama gerek yok uzatmayalım.. Sonuçta sadece odamda felaket bir koku var. Felaketlerden bu felaketi beğendim. Ama mutluyum. Sinirliyim de ama mutluyum. Frankofoni haftası gibi. Asrın bağlantısını kurduğum için kendime bir kez daha sarıldım. Belki bir kaşığım olsaydı her şey daha kolay olurdu ama olsun. Bu şarkı sana Lizaveta çünkü ben brokoli çorbasıyım. Herkes çok kuul zaten şu alt nicklere bakın, herkes dünyanın ciğeri olmuş, neden bu kadar sıkıcı acaba, mesela ben de sıkıcıyım ama değilmişim gibi yapmıyorum yeter artık. Onlar da brokoli çorbası ama kremalı brokoli çorbası gibi yapıyorlar. Ne iş? Hector!? Bazen sınırlar zorlanır ve ben sıkılırım hem de hadsiz ve hesapsızca, ömür kısaltıcı biçimlerde. Bazen bir mısır koçanı, toplanmış saçlar, yeni yıkanmış çamaşırlar, teki kayıp bir çorap, teki kısa üç ayaklı bir tabure, beli uzun bir pantalon, toplanmış bir yatak, kayıp bir göz kalemi, bitmemiş bir kitap, üstü örtülü bir ayna, üşüyen ayaklar, şişmiş parmaklar, ertele modunda alarmlar, boş kutular, yakılmamış mumlar, anahtarla üstü çizilmiş arabalar, eriyen bir kardanadam, çeşitli izolasyon malzemeleri, patlak bir lastik ve çok açık kalmış bir lamba kadar sıkılınabilir. İşte bu durumda "get me away I'm dying"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder