14 Kasım 2008 Cuma

Hayatınızda hiç bir hayvanat bahçesine gittiniz mi? Gitmediyseniz çocukluğunuzda aileniz sizi kolpalamış demektir ve bu durumda anneye atılacak bir tokat durumun vahimliğini anlatmaya yeterli olacaktır. Siz ki eğer gittiyseniz bilirsiniz nasıldır bizim hayvanat bahçeleri. Bok kokan göt kadar kafeslerde debelenen ve debelenmekten sıkılmış aslanlardan başka birşey yoktur. Hayvanların neredeyse alayının beli boynu bükülmüştür. Sözde doğal habitatında görmeye gittiğimiz hayvancıkların boş bakışlarıyla karşı karşıya az gelmedik. Ama hayvanat bahçesinde bir hayvan vardır ki ne desen anlamaz eli var kolu var manyak gibi deli gibi fıldır fıldır bi hayvan. Evet efendim siz anladınız onu, maymun. Ne hiperaktif hayvandır maymun, baktıkça utanmaz arlanmaz gözlerinde kendimi görüp "he valla diğer alayı bilemicini ama ben kesin bunlardan türemişimg" gibi düşünceler geçiririm içimden. Söyleyişim de bile bi maymunluk vardır, canım muz çeker.
Arkadaşlar Lulu ve Lizaveta olarak kafesimizde oturmuş muzları tıkınıyoruz, kalorisi de hak getire... Hala da kudurmuş maymunun ne olduğunu anlamadıysanız Ceza'nın Rapstarından şu "tarihe geçilesi" alıntıyı yaparak sonlandırıyorum yazımı:
"Anlamadıysan yuh sana."

Alayınıza hayırlı akşamlar efenim.

1 yorum: