31 Aralık 2008 Çarşamba

Hepinize Karılı Kızlı Bol Bol Flörtlü Tekilalı Seneler

Eveeet yine başka bir günde beraberiz! Başka sıradan ıslak (?!?) bir gün... Aman Tanrım!! Biri bana gelsin o da sensin, ve bana NE OLUR yılbaşında insanlar niye kafayı bulur bi kısacık anlatıversin. Şunun şurası bir seneyi daha geçirdin, sene içinde hiç içmedin mi? MUHAKKAK. Bana bakınız misal, ben yani örnek insan; görüldüğü üzere son derece ayığım, az önce ananemle 5metre karelik alanda Kolektif İstanbul* eşliğinde halay çektim şimdi ise tualette oturup bunları yazıyorum (kim demiş aynı anda iki işi yapamam diye). Biri bana gelsin... tualette oturmaktan bacaklarım uyuştu, yavaşça beni kaldırıversin. "May neym is coğn ay em tuveni yiırz old en liv in nü yorg. ay lav parti ay lav enimaalz, ay lav yu dı 6th."
*bkz: http://www.kolektifistanbul.com/

Yeni yıl ah sen yok musun?

Evet yeni yıl yine yeni yıl. Artık boku çıkmış gibi. Hediye almak canıma tak tak etti sonuçta benim de kısıtlı bir bütçem var. Bu hediye stresi hiç beni benden almadı ve şu an keşke 12 den önce uyusam diyorum. Süper saykodelik şarkılar eşliğinde sofra kurulmasına yardım ettim ve bütün bu yemek, yeni yıl vs muhabbetlerini daha da bir gereksiz bulmaya başladım geçen sene "AUUAAU yeni yıl lan en heycanlı ehuhuehah" dediğim olay şu an malca geliyor ve boşu boşuna yorulduğumu hissediyorum. Bundan sonra anca doğum günlerinde falan alıcam hediye yeter lan çüş voha. O yüzden arkadaşlar feed my Frankenstein. Ayrıca yeni saç kesimin delirmiş gibi hoşuma gidiyo sanki aklını kaçırmış gibi. Çok mutlu saçım ve 4 gün sonra başlayacak süper manyak girişken ortak sınav dönemim aklımdayken sizde mutlu süper manyak deli aklını kaçırmış haraketli maharetli 10 parmağında 10 marifet havalı oksijenli saykodelik şarkılı karnı tok sırtı pek kocamanca bir yıl diliyorum keşke Liz de buracıkta olsaydı ama artık seneye diyelim.. Öperim hepinizi yerim.

23 Aralık 2008 Salı

Tanrı aşkına Miguel..

Yakşamlar Sayın 5 izleyici (farketmedim sanmayın tek işim gücüm bu olucak yakında) haddinden fazla verimsiz bir günün son saatindeyim. Bugün neye elimi attıysam bok oldu oyüzden bu konu hakkında konuşmak istemiyorum omuzlarımı titreterek sessizce ağlamayacağım da ama. Neyse bana göre çelişki dolu bu girişten sonra şunu söylemek istiyorum, ben daha rahat kudurmak istiyorum ama bunu daha zayıf olursam daha rahat yapacağıma inandırdım kendimi fazla akıllıca olmayabilir ama ben takınıtlarımın esiri mal bir insan olabiliyorum kimi zaman.. Oyüzden yalancı çorba içişimi arttırdım ve ayrıca bulursam yel değirmenlerine de saldıracağım. Oyüzden hepiniz kendinize iyi bakın ve Tobosolu Dulcinea'yı unutmayın.

21 Aralık 2008 Pazar

Şıçingdım

Benim sadece göbeem büyüyo.. Bazıları bazen daha şanslı..

20 Aralık 2008 Cumartesi

Reisler Ahalisi Experience no:2

Sayın Seyirci Kütlesi;
Misal bu ya, buraya doğru düzgün birşey yazmayalı yıllar oluş, oturup bir nostaljik yolculuğa çıkayım dedim. Kudurmuş maymunu kurduğumda tamı tamına küçük bir böcektim ama yedim yedim büyüdüm. Sizinle birlikte büyüyorum, yeni aldığım ayakkaplarımın topuklarıyla da uzuyorum. İşta bir maymunun yolculuğu budur. Bu senaryomu holivuda gönderdim onlar da bolivuda gönderdi o yüzden hint kanallarını izlemeye devam edin.

19 Aralık 2008 Cuma

Son Dakika Haberi

Evet Sayın Seyirciler,
Yayınımıza bir son dakika haberi için kendim özgür irademle ara veriyorum. Karın ağrısımsı bir gün geçirdim kısaca, matematik quizi oldum ve kafa dağıtmak için çok pratik ve akıllıca bir yönteme başvurduk bir arkadaşla. Nedir peki bu yöntem? Şimdi elimizde iki kişi var bir tanesi olayı başlatması gerektiğini hissediyor ve diğerinin kafasına kafasını var gücüyle sürtmeye başlıyor kafaların zarar gördüğünü hissedene kadar devam ediyorlar. Tabi durumu düşündükçe eylem sırasında gülmeye ve ordan oraya düşer gibi olmaya başlıyorsunuz sonunda düşüyorsunuz her zaman olmasa da. Amaç kafalarla ateş yakmak. Kendimi oldukça kaptırmıştım tamamen kudurmuştum karşımdaki yavrunun kafamdan ateş çıkarmak uğruna üstüme çıkmaya çalıştığını farkettiğimde her şey çok geçti. Genelde de zorlukla muhafaza ettiğim dengem kayboldu ve ben duvara girdim 2 koca beden ve duvar arasında zavallı kolum kaldı. Kaldı işte çok üzüldüm zaten susamıştım ve hoydaa der gibi fena fena acıyordu. Hala acıyor.. Sen de derime ortak ol izleyici ve sakın aynı şeyin senin de başına gelmesine izin verme kişisel ihtirasların uğruna zavallı koluna kıyma yazık değil mi? Günah, ayıp.. Şimdi koluma hesap vermem sen de kendini bu duruma sokma izleyici nasılsa uzun süre sürtersen ateş çıkacak. Geç olsun da güç olmasın..

Hayırlı akşamlar, kolunuza iyi bakın.

13 Aralık 2008 Cumartesi

Oha bbg evi gibi olduk lan izleyen izleyene artık okey oynayabiliriz.. Sağlaam

Reisler Ahalisi

üjjj izleyijiyi öpüjem apijim

Muhteşem Günüm

Herkese merhaba 3. izleyicimiz de olduğuna göre artık geleceğe umutla bakabiliyoruz, kimbilir belki 4 tane bile olur bir gün. Bu zevkten dört köşe olmuş uçmuş şaşalamış halimle buraya süpersonik olmayan bir yazı koymaya karar verdim. Gerek bütün gün ders çalışma taklidi yapmaktan gerekse okumam gereken 900 sayfalık bir kitabımın olması gerçeği yüzünden kendimi gerizekalı ve yorgun hissediyorum. Süper götten günümü özetlemek gerekirse (ki bence gereksiz kayda değer hiç bir şey olmadı) sabah sabahın kör karanlığında eve canım fizik hocam geldi, beraber felaket romantik bir kahvaltı ettik ve ben tamamen şuursuzdum (kapı ziliyle uyanmak). Hiç sevmediğim kahvaltı faslından sonra gayet mülayim bir öğrenci olarak saatlerce ders yaptık. Ağzımdan salyalar akıyordu, saatler geçmişti ve artık beynimin varlığından şüphe ediyordum, bayram bayram bu nedir diyordum içimden ama sonra bayramın bitmiş olduğu hatırladım ve olduğumdan daha da mal hissettim. Bir süre sonra hocanın gittiğinin farkına vardım ve yapmam gereken sayfalarca fr ödeviyle yapayanlız kaldım. Sıkıldım oldukça sıkıldım telefona sarıldım hemen ama herkes tatilde şurda burdaydı, arayacak kimse bulamadım ve kendimi yemeye verdim bu arada Lizaveta'nın tatilde olmasını hatırlamak da boru gibiydi gerçekten.. Neyse türlü türlü zararlı tırt ve kanserojen atıştırmalardan sonra kerizce vakit geçirmeye devam ettim. Ödevlerim biter gibi oldu ama bir kaç gizemli sayfa daha ortaya çıktı ve yıkıldım sonrasını hatırlamıyorum hatırlamayacağım. Bu kadar yeter heralde hevesimi aldım şimdilik hepinizin burnunuzdan öpüyorum bize bakmaya devam edin pek kuduramadık ama olsun o da olur mutlaka. Bu arada dördüncü seni bekliyoruz beybe sakın gözümüz yollarda kalmasın..
Hayırlı süper akşamlar hepinize.

6 Aralık 2008 Cumartesi

Ayrıca

reis..

Ohannes

Oşşş blogumuzda sansasyonel gelişmeler gözlemledim ve inanılmaz bir şekilde 1 değil tam iki izleyicimiz var artık bu günün geleceğini hiç sanmazdım ama şu halimize bir bakın aman yarebbi iki izleyici demek off çok heycan dolu dakikalar yaşanıyo stüüdyoda. Kaçır bizi izleyici ye bizi izleyici aman izleyici canım izleyici..

5 Aralık 2008 Cuma

oooo Babolie Bir izleyenimiz var uu yea

İzleyen! sen iyi kalpli kişi sen her kimsen büyük ihtimalle tanıdık birisen değilsen de gel tanışalım gel çekinme otur şöyle karşılıklı birer muz yiyelim, ama uyarırım ben ısmarlamam. Hep birlikte kaçalım buradan izleyici olur mu sev bizi izleyici biz kudurukluğu sönmekte olan maymunlarız, kliklerinle besle bizi. mucuk izleyici

26 Kasım 2008 Çarşamba

Oşşş

babolie sağğlam

25 Kasım 2008 Salı

can havliyle kaçıyorum

24 Kasım 2008 Pazartesi

Arkadaş bu nasıl bir blog ? Bir açıklama bekliyorum. Bu cevabını beklemediğim bir soru değil ciddi ciddi oturdum işi gücü bıraktım bekliyorum. Akşam yamuk uyumuşum, boynum ağrıyor, kimya çalışmam lazım, matematikte sıçızladım ve evet hala bir umut bu blogda aradığım mutluluğu bulmaya çalışıyorum. Ama hayır sanki ben böyle dememişim gibi vs ah neyse bu bayık blogun tanıtımını reklamını kendim yapıyorum canım sıkıldıkça. Aldığım tepkilerle eğleniyorum. Her şey bu kadar acınası olmasa da öyleymiş gibi anlatmak da beni eğlendiriyor. Bunları kimsenin okumayacak olması gerçeği de beni benden alıyor. Ama bu gerçek beni benden aldığı için bende onu ona bırakmayacağım sevgili okur buna hiç şüphen olmasın gece rahat uyu. Neyse hadi git burdan bakma u-u a-a..

21 Kasım 2008 Cuma

nokta


Lizaveta derki

I am an artist, I am an art bitch, i sell my paintings to the man I eat

http://femmepopart.deviantart.com

Yanlız sessiz ıssız boktan

Sevgili kimse tarafından okunmayan blog ve bizi okumayan sevgili okur, her ne kadar burda ıssız adada takılan iki mal konumunda olsak da "ee yani" deyip geçiyoruz. Her türlü çabamıza rağmen arama motorları bizi bulmayı reddediyorlar. İlk seferinde bulunamaığımızda hayal kırıklığına uğramama rağmen artık hissizleştim bu bakımdan ve daha da büyüdüm diyebilirim. Blog beni mutlu etmiyor kendi kendimize konuşuyoruz burada. Neyse konu bu özetle bunu paylaşma ihtiyacı duydum kendi kendimle. Burda kudurduğumu hissedemiyorum canım ne fıstık istiyor ne çeşitli objeleri çevirerek oynamak ne peluş filler atıp tutmak ne de çorap aramak istiyorum. Evet pis kötü blog beni yoruyorsun gözlerime bakınca yavaş yavaş öldüğümü hissediyorum. Beni benden alıyorsun ama hoşnut değilim tarzını beğenmedim bence arama motorları sesini duysun anlaş onlarla blogcum benim vaktim yok seni beni hepimizi bulsunlar halka açalım bu ıssız adayı lütfen. Yoksa gergin anlar yaşayacağız seninle..

18 Kasım 2008 Salı

bugün sınav günüm sayın okuyucu.
Demokrasi çalışmam gereken zamanda bunları yazdığım için kendimle gurur duymuyorum tabi, sonuçlar geldiğinde de ailem pek gurur duymayacak büyük ihtimalle. Çıkıp okuldan yeni manitamla buluşucam, caddeye gidicez, Havelkada nargile takılıcaz sayın okuyucu.

Seni sevdiğimi bilmiyorsun...
XOXO

ben ve yeni manitam.

17 Kasım 2008 Pazartesi

pilav üstü kuruyemiş

14 Kasım 2008 Cuma

Tamam şimdi ilk günden bu caanım bloga bi kaç yazı döşeyelim diye düşümdüğümüzü sanıyor olabilirsin sevgili okur ama aslında yapıcak daha iyi bi işimiz olmadığı için böyle yapıyoruz. Kafes rahat ama içimizde fırtınalar kopuyor neden derseniz blog adına bir kez daha bakınız. Manasız hareketler, sesler, laflar ve düşünceler bizden sorulur arkadaş. Maymun falan döeh. Neyse sonuçta muza karşı doyurulmaz açlığımız ve maymun çığlıkları arasında bir çeşit hayat mücadelesi veriyoruz, tam bir mücadele değilse bile bir uğraş sayılabilir maymunca hayat sürdürmek. Sonuçta malız paylaşmak istiyoruz.

İyi akşamlar canım okuyucu vakit ayırdın öperim gözlerinden...


Hayatınızda hiç bir hayvanat bahçesine gittiniz mi? Gitmediyseniz çocukluğunuzda aileniz sizi kolpalamış demektir ve bu durumda anneye atılacak bir tokat durumun vahimliğini anlatmaya yeterli olacaktır. Siz ki eğer gittiyseniz bilirsiniz nasıldır bizim hayvanat bahçeleri. Bok kokan göt kadar kafeslerde debelenen ve debelenmekten sıkılmış aslanlardan başka birşey yoktur. Hayvanların neredeyse alayının beli boynu bükülmüştür. Sözde doğal habitatında görmeye gittiğimiz hayvancıkların boş bakışlarıyla karşı karşıya az gelmedik. Ama hayvanat bahçesinde bir hayvan vardır ki ne desen anlamaz eli var kolu var manyak gibi deli gibi fıldır fıldır bi hayvan. Evet efendim siz anladınız onu, maymun. Ne hiperaktif hayvandır maymun, baktıkça utanmaz arlanmaz gözlerinde kendimi görüp "he valla diğer alayı bilemicini ama ben kesin bunlardan türemişimg" gibi düşünceler geçiririm içimden. Söyleyişim de bile bi maymunluk vardır, canım muz çeker.
Arkadaşlar Lulu ve Lizaveta olarak kafesimizde oturmuş muzları tıkınıyoruz, kalorisi de hak getire... Hala da kudurmuş maymunun ne olduğunu anlamadıysanız Ceza'nın Rapstarından şu "tarihe geçilesi" alıntıyı yaparak sonlandırıyorum yazımı:
"Anlamadıysan yuh sana."

Alayınıza hayırlı akşamlar efenim.
Oley bize ait ilk blog bu hayatımızın en mehteşem parıltılı alımlı günlerinden biri mi acabağ? hiç sanmam ama kudurucaz bundan eminim...